Su Terazisi Nekropolis

Su Terazisi Nekropolis

Enez’in girişinde yer alan köprünün duğusundaki tarlada Ainos’un en eski nekropolisi ortaya çıktı. Bu alandaki mezarlar üst üste gelen çoğunlukla üç, seyrek olarak dört tabakadan oluşuyor. Toprak yüzeyine yakın tabakada çok az sayıda Geç Roma Dönemine ait mezarlar tespit edilmiştir. Bugüne değin açılan alanlarda genel olarak toprak yüzeyinin 1.00 ile 1.50 metre derinlikler arasında Helenistik, bu derinlikten sonra 1.50-3.00 metreler arasındaki katmanda karışık durumda çoğunlukla Klasik ve az sayıda Arkaik Dönemlere tarihlenen mezarların saptanmıştır. Alanda yer alan su terazisinden dolayı aynı isim verilen nekropoliste çeşitli mezar tipleri ortaya çıkmıştır .(Resim 34) (Resim 35)

Toprak yüzeyine yakın tabakada ortaya çıkan mezarlar, duvarları moloz taşlarla örülmüş, iç yüzleri kireç harcıyla sıvanmış basit sandık mezar tiplerinden oluşmaktadır. Farklı yönlerde yapılmış olan bu tür mezarlardan birden fazla iskelet ortaya çıkmıştır. Bunlar dışında, Ainos’un Taşaltı Nekropolisinden tanıdığımız çatı kiremitlerden oluşturulmuş mezarlar da kullanılmıştır. Bu döneme ait mezarlarda bronz sikkeler dışında herhangi bir buluntu ele geçmemiştir. Nekropolisteki ikinci tabaka, Helenistik ve Klasik dönemlere ait karışık mezarlardan oluşmaktadır. Bu tabakada pişmiş toprak lahitler, kalker taşından yapılmış lahitler, küp mezarlar, basit toprak mezarlar ve urneler (kül kapları) gün yüzüne çıkmıştır. Pişmiş toprak lahitler oldukça iyi fırınlanmış, ağız kenarları düz ya da içe ve dışa doğru genişleyen pervaz biçimindedir. Pervazın iç ve dışında çoğu kez kabartma olarak işlenmiş boncuk-yumurta ve dil motiflerinden oluşan friz ile süslüdür. Bazı lahitlerin ağız pervazları üzerinde siyah ve kırmızı figür tekniği ile yapılmış göze hoş gelen spiraller, lotoslar, geometrik desenler ve acayip yaratıklar ile çeşitli hayvan betimlemeleri bulunmaktadır. (Resim 36)

MÖ. 5. ve 4. yüzyıllara tarihlenen nekropolisin ikinci tabakasında çeşit bakımından hayli farklı mezar tipleri ortaya çıkmıştır. Taştan yapılmış lahitler ise sade olup üzerlerinde herhangi bir süs bulunmamaktadır. Ağızları semerdam biçimli iki ya da üç taş ile kapatılmıştır. Nekropoliste lahitlerin yanı sıra toprak mezarlar, Kremasyon için kullanılmış olan bronz ve pişmiş topraktan üretilmiş amfora, hydria ve benzeri kül kapları da gün ışığına çıkmıştır. Pişmiş toprak lahitler hem kremasyon hem de normal gömü (inhimasyon) için kullanılmıştır. Osmanlı Dönemi’nde lahit ve mezarların üzerinden künklerden oluşan suyolu, yakın dönemlerde telefon kabloları ve plastik su boruları geçirilmiştir. Bundan dolayı pişmiş toprak lahitlerin çoğu parçalanmış dağılmış durumda ortaya çıkmıştır. Mezarlardan genellikle çeşitli büyüklüklerde üretilmiş lekytoslar, kyliksler (içki kapları) süs ve ziynet eşyaları ortaya çıkmıştır. (Resim 37 38 39 40)

Gömü tarzı inhümasyon ve kremasyondur. İnhümasyon gömü çeşitleri oldukça farklıdır. Bu alanda ölünün maddi olanaklarına
göre mezar seçildiği gibi halkın geldikleri yörenin geleneksel mezar tiplerini de beraberinde getirerek Ainos’ta uyguladıkları anlaşılmıştır. Maddi refah düzeyi yüksek olanlar genellikle Taş ya da pişmiş toprak lahitler ve pitoslar, orta sınıf için çatı kiremitlerinden oluşan mezarlar, fakirler için toprak mezarların tercih edildiği, kazının başlangıcından bugüne değin mezarların içinden ortaya çıkan hediyelerinden anlaşılmaktadır. Örneğin genç bir kadına ait pişmiş toprak büstün içinde bulunduğu pişmiş toprak lahit ve içerdiği hediyeler mezarın maddi refah düzeyi yüksek birine ait olduğunu kanıtlamaktadır.(Resim 41) Kremasyon için çoğunlukla derin kaplar kullanılmış olmasına rağmen, seyrek olarak pişmiş toprak lahitler ve küpler de kullanılmıştır. Nekropolisin en alt tabakasında, karışık olarak Arkaik ve Klasik dönemleri içeren mezarlar ortaya çıkmıştır. Bu tabakadaki mezarların dönem farklılıkları, biçimlerinden çok, içerdikleri buluntular sayesinde anlaşılabilmektedir. Arkaik Dönem’e ait mezar buluntular arasında yer alan Oryantalizan stilde bezenmiş tabak ve kaseler, mitolojik sahnelerin dekore ettiği Attika ve Ainos üretimi kyliksler, Korinth üretimi ariballoslar, Suriye malı cam eşyalar ve pişmiş topraktan üretilmiş Arkaik stilde dekore edilmiş diğer buluntular, ele geçen eserler arasında ön plana çıkan önemli bir gruptur. (Res.42 43 44 45  )

Su Terazisi nekropolisinden ele geçen mezar hediyeleri, Ainos’un kuruluşundan itibaren Anadolu, Ege Adaları, Korinth ve Atina ile ticari ilişkilerde bulunduğunu ve çömlek üretiminde komşularıyla rekabet edebilecek düzeyde olduğunu göstermektedir.
Ainos’ta, Arkaik Dönem’de başlayan pişmiş toprak lahit mezar geleneğinin Klasik ve Helenistik dönemlerde devam ettiğini görüyoruz. Siyah ve kırmızı figür tekniği ile mitolojik sahnelerin yer aldığı ya da geometrik ve bitkisel motiflerle süslenmiş olan lekythoslar, yine bu dönemde kremasyon için kullanılan urneler çeşitlilik bakımından oldukça zengin bir envanter gösterirler. Özellikle, kırmızı figür tekniği ile üretilmiş hydrialar ile pelikeler olağanüstü güzelliktedir.